FETHİYE LİONS KULÜBÜ DERNEĞİ



FETHİYE LIONS CLUB



Hizmet Ediyoruz - We Serve

Hizmet Ediyoruz - We Serve

15 Eylül 2010 Çarşamba

15 Eylül 2010 tarihli toplantımızda misafirlerimiz vardı...



Kulübümüzün 15 Eylül 2010 tarihindeki 6. Genel Toplantısında, İngiltere Marston Green Lions Kulübü'nden PDG Wim Hoogerwerf ve eşi Lion Pauline Hoogerwerf, İngiltere Exeter West Lions Kulübü'nden Geçmiş Kulüp Başkanları Ln. Mavis Crowley ve Ln. John Crowley, Fethiye Belediye Başkanlığından Çevre Mühendisi Sn. Selver Hatice Soylu ve Sn. Ali Rıza Kıroğlu bizlerle birlikteydi.

Tüm konuklarımıza bu güzel buluşma için yürekten teşekkür ediyoruz.



1 Eylül 2010 Çarşamba

Japonca Kursumuz devam ediyor


Fethiye Lions Kulübümüz tarafından "2010-Türkiye'de Japonya Yılı" aktivitesi olarak başlatılan Japonca Kursumuzun ikinci dersi 1 Eylül 2010 tarihinde Fethiye Mutlu Otel'de yapıldı.

Whitehaven and District Lions Kulübü'nden misafirimiz vardı - We had a guest from Whitehaven and District Lions Club


1 Eylül 2010 tarihinde Kulübümüzün 2010-2011 Dönemi 5. Genel Toplantısında İngiltere'deki Whitehaven and District Lions Külübü'nden Lion Pat Archer misafirimizdi.

Lion Archer külübünün farkı çalışmaları hakkında bilgiler verdi. Yörelerinde yaşanan sel felaketlerinde zarar görenlere yardımlarını aktardı. Kendi kulüp bayrağını kulüp başkabınız Ln. Zeynep Kocasinan'a sundu ve kendisine de Fethiye Lions Kulübümüzün bayrağı verildi.

Dünyanın farklı köşelerindeki Lions kulüpleri ile ortak çalışmalarımızın devam etmesini yürekten diliyoruz.


***

In our 5th general meeting of the 2010-2011 Term of our Fethiye Lions Club, we had a guest from Whitehaven and District Lions Club, from England.

Lion Pat Archer shared with us the activities of her club, including the flood relief efforts in their local region. She presented the flag of her club to our club president Lion Zeynep Kocasinan. Our club flag was also presented.

We hope that we have more opportunities to connect with Whitehaven and District Lions Club, and other Lions in different parts of the world.

Hope to serve together.

Yaşamımıza Barış Nasıl Gelir?

Fethiye Lions Kulübümüz 1 Eylül Dünya Barış Günü nedeni ile aşağıda yer alan basın açıklamasını yapmıştır.

________________________________________

1 Eylül Dünya Barış Günü: Yaşamımıza “barış” nasıl gelir?
Barış için “Şiddetsiz İletişim”


Dünyada barış bireysel yaşamlarımızda barış olmadan mümkün olabilir mi?
Birey olarak her birimizin yaydığı enerji bütünü, hepimizi etkiliyor. Sözlerimizin gücünü bizi etkiliyor. Sözlerimizin gücü konuştuğumuz her insanı etkiliyor. Etkilerinin farkında mıyız?
Biz Fethiye Lions Kulübü olarak Fethiyelileri 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde “Şiddetsiz İletişim” kullanmaya davet ediyoruz. Yaşamımızın bundan sonraki günlerinde, aylarında, yıllarında şiddeti her şekli ile hayatlarımızdan çıkarmak niyetiyle.
Şiddeti içimizden nasıl çıkarabiliriz? Öfkeyi ortaya çıkmadan nasıl sakinliğimizi ve sevgi hislerimizi koruyabiliriz? Yaşamda karşımızda çıkan olumsuzluklara rağmen iletişim kurarsak şiddetten uzak kalmayı nasıl başarabiliriz?
Bu tekniği anlatman ve öğretmek adına Fethiye Lions Kulübümüz, ilki 16 Eylül 2010 Perşembe günü olmak üzere, eğitim, seminer, workshop ve konferanslar düzenleyecektir.
...
“Şiddetsiz İletişim” dünyada en çok konuşulan iletişim tekniklerden bir tanesi. Dünyamızdaki sosyal ve siyasal tartışmaların aşılmasında, dünyada barışa dair kullanılabilecek en güzel araçlardan bir tanesi. Bu yaklaşımındünyada kullanılmakta olan adı Nonviolent Communication, yani şiddetsiz iletişim. İçinde şiddet kelimesi geçiyor. Söylediğimiz ve odaklandığımız şeyleri yaşamımıza çektiğimizi belirten birçok öğretiyi dikkate alınca bu ifade şiddet kavramını çalışmanın içine getirmiş oluyor. Bu nedenle bu çalışmayı “Yürekten İletişim” olarak adlandırmak isteyen hocalar var. Ve bu isim, bu ifade benim de yüreğime doğru geliyor. Yürekten iletişim kurmak asıl hedefimiz gibi geliyor.

Marshall B. Rosenberg tarafından geliştirilen bu tekniğe dair kendisinin yazdığı kitaplar var. En çok bilinen kitabının adı Şiddetsiz İletişim. Ancak Bolu'daki bir çalıştay vesilesi ile bu kitabın baskısının tükenmiş olduğunu öğrendim. Üzüldüm, özellikle de yayınevinin tekrar basmayı düşünmediğini öğrenince. Verilen bu bilgiye güvenmeyip internet üzerinden kontrol ettim. Evet, baskısı tükenmiş. Dünyanın ve ülkemizin belki de en çok ihtiyacı olan kavramlardan biri şiddetsiz iletişim. Sonra liseden biyoloji öğretmenimin bu kitabın yeni Türkçe tercümesini yapmakta olduğunu öğrendim ve tekrar çok sevindim. Bu önemli kitabın en kısa zamanda tekrar Türkçe baskısının çıkmasını diliyorum. İngilizce bilenlerinize mutlaka hemen okumanızı öneriyorum. Yaşama bakış açısını derinden değiştiren bir yaklaşım.

Türkçe kitabı hemen temin etmek mümkün olmadığı için Marshall Rosenberg’in şiddetsiz iletişim tekniği ile ilgili bazı notaları paylaşmak istiyorum. Belki konuya bir giriş olur. Bu teknikleri yaşamımızın içine almak zaman ve gayret gerektiriyor, ama bir yerden de başlamalı.

Şiddetsiz İletişim nedir?

Şiddetsiz İletişim farklı bir iletişim şekli. Anlaşmazlıkların ortadan kaldırılması ve şiddetin yaşamımızdan çıkarılması niyeti ile bir konuşma tarzı diyebiliriz.

Şiddetsiz İletişim’in altında yatan bazı temel düşünceler var. “İnsanın yaptığı her şeyin karşılanmamış ihtiyaçları karşılamak için bir girişim olduğu” bunlardan bir tanesi. “İhtiyaçları rekabet yerine işbirliği içinde karşılamanın herkes için daha sağlıklı olduğunu ve insanların başkalarının iyiliğine kendi iradeleriyle katkıda bulunabildikleri zaman, bundan doğal olarak keyif aldıklarını” anlamamızı sağlayan bir yaklaşım.

Marshall Rosenberg kitabına Carl Rogers’a teşekkür ile başlıyor. Kendisi ile çalışma fırsatı bulduğu ve aktarmak istediği konuların temelinde onunla araştırma şansı bulduğu ilişkilerin yapıcı öğelerinin keşfi yattığı için.

Bu iletişim tarzı yaşamımızda aktif şiddet olan fiziksel şiddetten belki daha yaralayıcı olan pasif sözel şiddetin ne kadar da yaygın olduğunu ve hayatımızı nasıl da derinden etkilediğini fark etmemizi sağlıyor.

Şiddetsizlik bir teslim olma tarzı değil. Yani bize yapılan haksızlık varsa bunlara göz yummak veya şiddete korumasızca karşı çıkmak anlamına gelmiyor. Şiddetsiz İletişim ihtiyaçlarımızın, duygularımızın, yaşadıklarımızın farkında olarak kendimize ve benliğimize daha derinden sahip çıkmak anlamına geliyor esasında.

Dil değişimde çok büyük bir etken. Enerji çalışmalarında sesin frekansının ve kullandığımız kelimelerin enerjilerinin bize etkisi üzerinde çok konuşuluyor. Burada sözlerin ifade ettikleri üzerinde duracağız, ve söylediklerimizin ilişkilerimizi nasıl yarattığını göreceğiz.
Marshall Rosenberg’in sorduğu iki ana soru var:

- “Ne oluyor da şefkatli yapımızdan kopuyoruz, parlıyor ve şiddete yöneliyoruz?”

- “Ve nasıl oluyor da bazı insanlar en kışkırtıcı koşullarda bile doğalarındaki şefkati korumayı becerebiliyor?”

Çok kuvvetli iki soru. Yaşama, insana ve ilişkilere derinden bakmamıza neden olan iki soru.

*

Şiddet kelimesi özel bir tarif getiriyor Rosenberg. “Yüreğimizdeki şiddet dindiği zaman, doğal şefkatimize kavuştuğumuz durumu anlatmak için kullandığımı belirtmek isterim,” diyor.

Bu iletişimin temelinde tepkisel olarak davranmak ve aklımıza gelivereni söylemek yerine, bir olay karşısında veya bir konuşmada ne algıladığımızı, ne hissettiğimizi ve ne istediğimizi fark etmemizi sağlayan bir sistem.

Burada açıklık ve dürüstlük var. Aynı zamanda karşımızdaki kişiye saygı ve anlayış ile yaklaşan bir tarz var. Kendimizin ve başkalarının ihtiyaçlarının, derinlerde olan ama ilişkiyi etkileyen ihtiyaçlarının farkında olmayı hedefleyen bir tarz bu.

*

Şiddet ile karşılaştığımızda genelde ya kaçıyoruz ya da saldırıya geçiyor ve saldırı varsa buna aynı şekilde karşılık veriyoruz. Kaçmak, direnmek, savunma ve saldırıya geçmek bizi genelde mutlu eden sonuçlar getirmiyor. Yakınlaşma sağlamıyor.

Şiddetsiz İletişim 4 ana unsurdan oluşuyor:

1- Gözlem
2- Duygular
3- İhtiyaçlar
4- İstek/Rica


Şiddetsiz İletişim bu dört unsuru ifade ederek iletişimi sağlamayı hedefliyor.

Gözlem: Birinci adımdır. Bir konu hakkında konuşacağınız zaman, yaşananları tarafsız bir kameranın gözünden açıklamayı ve tarif etmeyi içerir. İki kişi arasında yaşanmış bir olay veya diyolog varsa buna yorum katmadan aynen yaşadığı şekilde durumun ve yaşananların tarif edilmesini içerir.

Örneğin: Eşinizin söz verdiği şekilde sofrayı toplamaya yardım etmediği ile ilgili bir şeyler söylemek istiyorsunuz. Öncelikle gözlem bölümü ile, yani olanların tarifsiz bir ifadesi ile başlamanız öneriliyor. “Bu akşam yemeğin bittikten sonra masadakilerin hiçbirini alıp mutfağa götürmeden salondaki televizyonun karşısına oturarak diziyi seyretmeye başladın…”

Duygular: Yaşananların bize hissettirdiklerini paylaşmanın önemi vurgulanıyor. Hislerin paylaşımı iletişimi açıyor.

Örneğin: “Bunu yapman beni önemsiz ve yalnız hissettiriyor.”

İhtiyaçlar: Ruhumuzun benliğimizin ihtiyaçlarının karşılanmaması ilişkilerimizde sıkıntı yaşamamıza neden olan temel nedenler. Bu ihtiyaçların karşılanabilmesi için ise bu ihtiyaçlarımızı telaffuz etmemiz, söylememiz gerekiyor. Bazen bu ihtiyaçlarımızın biz de farkında olmayabiliriz, ama bakmamız gerekiyor. Ve ifade etmemiz. Böylelikle kendimizi anlatma ve aynı zamanda anlaşılma şansımız var.

Örneğin: “Evin işlerinin tamamlanması için desteğe ihtiyacım var. Fiziksel olarak yorgun hissediyorum ve işleri tamamlamak için fiziksel olarak desteğe ihtiyacım var.”

İstek/Rica: Bu bölüm ihtiyacımızın karşılanması için karşımızdaki insandan bir talepte bulunduğumuz bölümdür. Söz ile isteğimizi rica ederiz. Burada önemli olan bu ifadenin gerçek birrica olmasıdır. Yani karşımızdaki kişiye ihtiyacımızı belirttiğimiz şekilde karşılayıp karşılayamayacağını sormuş oluruz. Burada esnek olmalıyız. ‘Hayır’ cevabı alabiliriz, ama bir diyalog başlamış olur. Ve başka ricalar ile hem bizi hem de karşımızdakini tatmin eden bir çözüme ulaşma şansımız artar.

*

Bu dört unsuru ifade ederken esas olan dürüst ve açık olmak ve son istek/rica aşamasında karşımızdaki insanı da açık yüreklilik ile dinlemek. Etkin dinleme, derin dinleme Şiddetsiz İletişimin en önemli unsurlarından biri. Belki de tüm bilgiyi ve tekniği bir araya getiren temel özelliği.

Şiddetsiz İletişimi uygulamak için her iki tarafında bu teknikleri bilmesi şart değil. Bir tarafın bilmesi akışı yönlendirmeye yeterli olabiliyor. Bu iletişim tarzı aile ilişkilerinde, okul yaşamında, iş hayatında, danışmanlık çalışmalarında, her türlü pazarlık, anlaşma ve iletişin problemlerinin çözümlenmesinde kullanılabiliyor.

Rosenberg’e göre Şiddetsiz İletişim “doğal şefkatimizi ortaya çıkararak, kendimizle ve birbirimizle bağ kurmamıza yardımcı oluyor.” Ve dünyadaki birçok aktarılan örnek bu düşüncenin gerçek olduğunu ortaya koyuyor.

Yaşamınıza biraz daha huzur, anlayış ve sevgi getirmek için siz de denemeye ne dersiniz?


Zeynep Kocasinan

Fethiye Lions Kulübü Başkanı

Lions e-Clubhouse Internet Sitemiz


Lions Clubs International tarafından ücretsiz olarak alan sağlanan
e-clubhouse.org sitesinde Fethiye (Mugla) Lions Kulubümüz için alan adı alınmış olup,
Kulübümüzün İngilizce internet sitesi ihtiyacını karşılamak üzere açılmıştır.
Güncellemelerimiz devam edecektir.


31 Ağustos 2010 Salı

Halk Kütüphanesini ziyaret ettik


31 Ağustos 2010 tarihinde Kulüp Başkanımız Sn. Ln. Zeynep Kocasinan ve Kulüp Amirimiz Sn. Ln. Özlem Berk Fethiye Halk Kütüphanesi'ni ve Kütüphane Müdürü Sn. Orhan Balcı'yı ziyaret ettiler.

Fethiye Halk Kütüphanesi ile İlçemizdeki ortak kültürel çalışmalarımızın devam etmesini diliyoruz.

30 Ağustos 2010 Pazartesi



30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.

28 Ağustos 2010 Cumartesi

Lions Eğitimine katıldık


Fethiye Lions Kulübü yeni üyesi Ln. Funda Çavdar 28 Ağustos 2010 tarihinde Lions Eğitimi almak üzere Geçmiş Dönem Başkanımız Sn. Ln. Nurcan İnce, Kurucu Üyemiz Sn. Ln. Seniha Öztürk, Kulüp Başkanımız Sn. Ln. Zeynep Kocasinan ile birlikte Marmaris'teydi.

PDG Sn. Ln. Nurgün Özkaplan tarafından Marmaris MAGİAD'da verilen eğitime Fethiye Lions Kulübü, Marmaris Lions Kulübü, Marmaris Yalı Lions Kulübü ve Marmaris Yalı Alfa Leo Kulübü üyeleri katıldılar.

Nurgün Özkaplan Genel Yönetmenimize ve Marmaris Lions Kulübü Başkanı Sn. Behçet Düzgün ve üyelerine bu organizasyon için yürekten teşekkür ederiz. Marmaris'teki Lion dostlarımız ve Leo kardeşlerimiz ile birlikte olmak bizleri çok mutlu etti.

Nice güzel eğitimlerde bir araya gelmek dileğiyle.
Sevgi, dostluk ve dayanışma ile hizmet ediyoruz...

18 Ağustos 2010 Çarşamba

Japonca Kursumuz başladı



Fethiye Lions Kulübümüzün "2010 Türkiye'de Japonya Yılı" etkinliklerinden bir tanesi olan Japonca Kursu 18 Ağustos 2010 tarihinde Fethiye, Çalış, Mutlu Otel'de başladı. 20 Nisan 2011 tarihine kadar devam edecek olan kursta konuşma Japoncası öğretilecek.

Her ayın 1. ve 3. Çarşamba akşamları yapılacak kursun saatleri 19:30-21:00 olarak tespit edilmiştir.

Bu kursumuz için mekanı hazırlayan Geçmiş Dönem Saymanımız Sn. Ln. Neriman Seke'ye yürekten teşekkürlerimizi iletiyoruz.

Eğitmenliğini kulüp başkanımız Zeynep Kocasinan'ın yaptığı kursa katılan kulüp üyelerimize ve diğer katılımcılara başarılar diliyoruz.

Eğitim Burslarımız


18 Ağustos 2010 tarihli Ağustos ayı ikinci toplantımıza burs vermekte olduğumuz öğrencilerimizden altısı katıldılar.

Kendilerini kutluyor ve başarılarının devamını diliyoruz.

Öğrencilerimiz:

Gamze Yavuz - Akdeniz Ünv Hemşirelik Yüksek Okulu
Ogün Celal Kavcar - İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi
Salih Şaşmaz - Marmara Üniversitesi Bankacılık Yüksekokulu
Hafize Yeter Oruç - Süleyman Demirel Ünv.Hukuk Fakültesi
Aysel Tekeli - Anadolu Üniversitesi Açık Öğrt. İng.Öğretmenliği,
Sultan Kurt - Kocaeli Ünviversitesi İngilizce Matematik Bölümü

17 Ağustos 2010 Salı

Bodrum Lions Kulübü Ziyareti



17.08.2010 tarihinde Kulüp Başkanımız Zeynep Kocasinan, Bodrum Lions Kulübü'nün aylık toplantısına konuk konuşmacı olarak katılmıştır. Japonya üzerine yaptığı konuşmasının akabinde Bodrum Lions Kulübü üyelerine ve konuklarına dostluk ve barışı temsil eden Japon yeşil çayı ikram edilmiştir.


Desteklerini her zaman hissettiğimiz Bodrum Lions Kulübü Başkanı Sn. Ln. Zeynep Begüm Kamal'ı, Geçmiş Dönem Genel Yönetmeni Sn. Ln. Aydın Nalbantoğlu'nu, Genel Yönetmen 2. Yardımcısı Sn. Ln. Canan Banu Dündar'ı ve tüm Bodrum Lions Kulübü üyelerini en yakın zamanda Fethiye'de görmeyi arzu ediyoruz.

16 Ağustos 2010 Pazartesi

Fethiye'de Japonca Kursu


Fethiye Lions Kulübü 18 Ağustos 2010 - 20 Nisan 2011 tarihleri arasında "Konuşma Japoncası Kursu" düzenlemektedir.
Nisan 2011 ayı sonuna kadar sürecek olan kurs 20 dersten oluşmaktadır. Her ayın 1. ve 3. Çarşamba akşamları saat 19:00-20:30 tarihleri arasinda yapilacak olan kursun eğitmeni kulübümüz 2010-2011 dönemi başkan Ln. Zeynep Kocasinan'dır.
Kursun geliri Fethiye'de yapılacak olan "2010 Türkiye'de Japonya Yılı" etkinliklerinde kullanılacaktır.

Kayıt için:

Ln. Ayşegül Özen (542) 644 81 57
Ln. Zeynep Kocasinan (532) 312 33 54

Türk Japon dostluğunun kuvvetlenmesi ve her ülke insanlarının daha da yakınlaşması dileklerimiz ve saygılarımızla.

9 Ağustos 2010 Pazartesi

Tekne Gezisi

Fethiye Lions Kulübümüz 09.08.2010 tarihinde Fethiye'de bir tekne gezisi organize etmiştir.

"2010 Japonya Yılı" aktivitelerimize gelir sağlamak üzere yapılan gezimize katılan ve organizasyona destek veren tüm misafirlerimize ve üyelerimize teşekkür ederiz.

Sağlık, sevgi, neşe dolu günlerde tekrar bir araya gelmek üzere.

4 Ağustos 2010 Çarşamba

2009-2010 Dönemi Ödülleri

Fethiye Lions Kulübümüzün 04.08.2010 tarihli toplantısında Lions 118R Yönetim Çevresi 2009-2010 Dönemine ait ödüller takdim edildi.


Başkanımız Sn. Ln. Nurcan İnce'ye ödülünü 12. Bölge Başkanımız Sn. Ln. Saadet Yeni,

Barış Posteri Çalışma Grubu Üyesi Sn. Ln. Şayan Aybek'e ödülünü Sn. Ln. Dr. Türkan Külen,

Çevre Çalışma Grubu Üyesi Sn. Ln. Mukaddes Aydemir'e ödülünü Sn. Ln. Aysel Berk,

LCIF & GYÇ Grubu Üyesi Sn. Ln. Zeynep Kocasinan'a ödülünü Sn. Ln. Yonca Döğerli sundular.


Üyelerimizi kutluyor ve başarılarının devamını diliyoruz.


Fethiye Lions Kulübü Lions Uluslararası Blog Sitesinde...

Fethiye Lions Kulübümüzün internet sayfası, Uluslararasi Lions Kulüplerinin Blog sayfasında BlogRoll bölümünde Fethiye Lions Club (Turkish) başlığı altında yer almıştır.

Lions Clubs International Blog:
www.lionsclubsorg.wordpress.com

Fethiye Lions Kulübü İnternet Sayfası:
www.fethiyelions.org
www.lionsfethiye.blogspot.com

31 Temmuz 2010 Cumartesi

Basın Mensuplarına Teşekkür Ederiz.





21.07.2010 tarihinde gerçekleştirdiğimiz "Basın Bayramı" ve "Japonya Yılı" Aktivitemiz 24 Temmuz tarihinde Hürriyet Gazetesi'nin Akdeniz Eki'nde ve 27 Temmuz tarihinde Sabah Gazetesi'nin Akdeniz Eki'nde yer almıştır.

Aynı zaman 23.07.2010 tarihinde aktivitemiz alfabetik sıra ile Batı Akdeniz Gazetesi, Beşkaza Gazetesi, Fethiye Gazetesi, Gerçek Fethiye Gazetesi, Land of Lights (İngilizce) Gazetesi'nde yer almıştır.

Fethiye Lions Külübümüze gerek yerel gerek ulusal basında yer veren Tüm Basın Mensubu dostlarımıza yürekten teşekkür ederiz.

Bu çalışmalarımızın Fethiye ve Japonya arasında dostluk ve kültürel değişim çalışmalarını desteklemesini diliyoruz.

Sevgi, dostluk ve barış dileklerimizle.




21 Temmuz 2010 Çarşamba

"2010 Türkiye'de Japonya Yılı ve Basın Bayramı" Kutlaması












Fethiye Lions Kulübü Türk ve Japon Hükümetlerinin 2010 yılını “Türkiye’de Japonya Yılı” ilan etmeleri ve 24 Temmuz tarihinin Basın Bayramı olması vesilesi ile 21 Temmuz tarihindeki açılış kutlaması ile Fethiye İlçemizde Japon Yılı etkinlikleri düzenlemeye başlanmıştır.

21 Temmuz tarihli buluşmada misafirlerimiz Japon Shumei Vakfı’ndan Bay Satoru ve Bayan Chikako Nakano'ydu. Kendilerine bu katılımları için teşekkür ediyoruz.

Japon Kültürünü bir parça daha tanıtmak niyetiyle, Fethiye Halk Kütüphanesi’ne, Kütüphane Müdür Sayın Orhan Balcı Bey’e, 3 tanesi Türkçe 1 tanesi İngilizce olmak üzere 2 Japon yazarın 4 kitabı hediye edilmiş ve Bay Satoru Nakano tarafından sunulmuştur. Kitapları hediye edilen Japon Yazarlar: Haruki Murakami ve Kazuo İşiguro'dur.

Halk Kütüphanemiz de kendi arşivlerinde bulunan İkinci Dünya Savaşı'na ait ve Japonya’ya atom bombasının atılmasına dair arşivdeki gazeteleri sergileyerek bu çalışmamıza tarihi bilgi paylaşımı ile destek verdiler.

Basın Bayramı nedeniyle Fethiye İlçemizde görev yapmakta olan muhabirlerimize, isimlerinin Japonca kaligrafi ile yazılmış şekillerini ve Japon bayrağı ve ülke adını taşıyan geleneksel mendil ve baş bandını takdim edildi. Katılan tüm basın mensuplarına ilgilerinden dolayı teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Türk ve Japon Hükumetleri tarafından ilan edilen“Japonya Yılı"nın 3 ana teması var:

1- Japonya’nın güzelliklerini yakınlaştıralım.

2- Dostluğumuzun çapını genişletelim.

3- İşbirliğimizi geleceğe taşıyalım.

Fethiye Lions Kulübü olarak 2010 yılında yapacağımız çalışmalar ile, Japonya’nın kültürel ve sanatsal yönlerini daha iyi tanımak ve tanıtmak adına çalışmalar yapmayı arzu ediyoruz. Bu vesile ile dostluklarımızı sağlamlaştırarak bir yandan da İlçemiz haklı ile Japon halkı arasında köprüler kurmaya gayret edeceğiz.

120 Yıl önce Ertuğrul Fırkateyni’nin Kushimoto Beldesi yakınlarındaki Ooshima adası yakınlarında batışı 578 Osmanlı denizcisinin ölümü ve sadece 69 tanesinin kurtulabildiği acı bir facia iken, iki hükümetin ortak yaklaşımı ile bir dostluk köprüsü görevi görmektedir. 2010-2011 Dönemi Kulüp Başkanımız Zeynep Kocasinan 2010 yılının Mayıs ayında Japonya’ya seyahatinde Kushimoto’yu, oradaki Türk Müzesini ve “Ertuğrul Fırkateyni Şehitler Anıtı”nı ziyaret etmiş ve Kushimoto Belediye Başkanı ile görüşmüştür.

Şehitlerimizin ruhları şad olsun.

Kutlamamızda Japonya'dan gelen doğal tarım yeşil çayı konuklarımıza ikram edilmiştir. Çay seremonileri barışı temsil eder. Kutlama sırasında çay seremonisi konusunda dört yıl eğitim almış olan Bayan Nakano, Türk ve Japon dostluğunun simgesi olarak ve dünya barışı adına toz yeşil çay ile çay hazırlamış ve Türk halkına sunmak üzere, sembolik olarak kutlamamızda hazır bulunan eski milletvekili Sn. Ali Döğerli'ye sunmuştur.

Ayrıca Vakfın Japonya’da “Miho Müzesi” ismi ile tanınan ünlü bir müzesi bulunmaktadır. Tören sırasında konuşma yapan Fethiye Müzesi Müdürü Sn. İbrahim Malkoç "Japonya Yılı" vesilesi ile Japonya ve Türkiye arasında müzecilik konusunda bilgi alışverişi yapmayı istediklerini belirtmişlerdir.

Japonya ile Türkiye arasında 120 yıl önce başlayan bu dostluğu elele vererek hep birlikte güçlendirelim.

Yürekten saygılarımızla.

21 Temmuz 2010 "Japonya Yılı" Etkinliğimiz Basında:

Haber sitelerinden linkler eklidir:

http://haber.voborsa.com/2010/07/22/fethiyede-lions-kulubunden-japon-yili-ve-basin-bayrami-kutlamasi/


"The Year of Japan and The Day of Press" Celebrations in Fethiye


On July 21st Fethiye Lions Club organized a cocktail to celebrate The Day of Press press members in Fethiye and “The Year of Japan in Turkey.” Mr. and Mrs. Nakano from Shumei Foundation were the guest of honour. Retired congressman Mr. Ali Döğerli, the head of Fethiye Public Library Mr. Orhan Balcı and the Head of Fethiye Museum Mr. İbrahim Malkoç and other distinguished guests also attended the celebration.

120 years ago an Ottoman ship Ertuğrul was sent to Japan to present a medal of honour from Ottoman Sultan Abdulhamit II to Emperor Meiji. On the way back the ship was caught in a typhoon and sank near Ooshima Island in Kushimoto, Wakayama Japan. 587 sailors died and 69 survived. These sailors were sent to Turkey with two Japanese ships after they had recovered.

Current term president of Fethiye Lions Club Zeynep Kocasinan mentioned in her opening speech that she has been to Kushimoto Japan in May this year and visited the site near the Ooshima Island where now a Turkish Museum and a special Memorial have been built.

This event created a bridge of Friendship between Japan and Turkey. And the two governments declared the year 2010 as “The Year of Japan in Turkey”, or “The Year of Japan” in short, to strengthen our ties and deepen the friendship and connection between the two countries and nations.

Fethiye Lions Clubs have been in contact with various Japanese Lions Clubs in Japan and Japanese organizations in Japan and Turkey and their members. On July 21st, Mr. and Mrs. Nakano came to Fethiye to attend the celebrations. Nakanos gave Fethiye Public Library 4 books of Japanese authors, 3 in Turkish and 1 in English. The authors of the books, Kazuo Ishigura and Haruki Murakami are popular authors with books available in many languages as well as Turkish.

A small tea ceremony was presented in the event to symbolize peace, friendship and understanding between Turkey and Japan. The guests were served natural agriculture green tea which was brought from Japan.

Since July 24th is The Day of Press in Turkey, press members in Fethiye were given Japanese calligraphic writings of their names as well as traditional head bands and handkerchiefs with the Japanese flag design. Press members Ms. Sezer Sahindas, Mr. Fatih Dereli, Mr. Gokhan Ayyildiz, Mr. Ramazan Coskun, Mr. Fatih Yilmaz attended the celebrations.

During the cocktails the guests also had the chance to learn to write their names with Japanese calligraphy.

Fethiye Lions Club will continue its year of Japan activities during the year.

For more information: www.fethiyelions.org



Bölge Başkanımıza Chevron Takdimi

2010-2011 Dönemi 12. Bölge Başkanımız Sn. Ln. Saadet Yeni'ye Kurucu 15 yıl Chevron Ödülü Geçen Dönem Başkanımız Sn. Ln. Nurcan İnce tarafından takdim edilmiştir.

Bölge Başkanımızı yürekten kutluyoruz.

20 Temmuz 2010 Salı

Tekne Gezisi

Fethiye Lions Kulübümüz tarafından 20 Temmuz 2010 tarihinde bir tekne gezisi organize edilmiştir. Katılan ve organizasyonda katkısı bulunan tüm misafirlerimize ve üyelerimize yürekten teşekkür ediyoruz.

Neşe ve keyif dolu nice gezilerde bir arada olmak dileğiyle.

12 Temmuz 2010 Pazartesi

ATATÜRK VE Dil Devrimi



Uluslararası Lions Dernekleri 118-R Yönetim Çevresi Federasyonu

Atatürk Platformu Başkanlığı tarafından sunulmuştur:


Dil, en önemli “iletişim aracı”dır. İnsan, duygularını, düşüncelerini, deneyimlerini ve edindiği bilgiyi, dil aracılığıyla başka insanlara ve topluma aktarır. Bu önemli iletişim aracı, değişik nedenlerle, türlü olumsuz etkiler altında kaldığında; örneğin dil, çağdaş yaşama koşut olarak geliştirilemediğinde ya da başka dillerin etkisi altında, kendi doğal özelliğini yitirmeye başladığında; toplum, bu önemli iletişim aracından yeterince yararlanamaz. Dil, iletişim aracı olma özelliğinin yanında, aynı zamanda bireye ve topluma, kendine özgü kişilik veren en önemli etkendir. Kişilikleri tamamlayan özellikler, dile ve dilin dayandığı kültüre bağlı olarak biçimlenir. Dolayısıyla, dillerini yitirmiş toplumların, kendi ulusal özelliklerini sürdürmesini beklemek de olanaksızdır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, kültürün tanımı içinde en baş sırada yer alan dilin, ulusal bir erek olduğunun farkındaydı. O’nun toplum yaşantısına gözlerini açtığı yıllarda Türkçe, kendi tarihinin en karanlık günlerinden birini yaşıyordu. Türkçe’ye, Arapça ve Farsça gibi Doğu, aynı oranda olmamakla birlikte, Batı dillerinden giren sözcükler, Türkçe’yi kendi doğal yapısının bütünüyle dışına itmişti. Türkçe, adına Osmanlıca denilen yapay bir dilin etkisinde her geçen gün ulusal benliğini yitiriyor, kendi ata yurdunda ilgilenilmeyen, hor görülen, küçümsenen bir konuma itilmiş bulunuyordu. Türkler, bu yapay dilin etkisiyle, pozitif bilimlerin bütünüyle dışında kalmış; okuma yazma oranları yüzde beşlerin üzerine çıkamamıştı. Okullaşma oranları son derece düşüktü. Matbaanın gelmesinden sonra da basılan kitap sayıları son derece altlarda kalmıştı.

1908 Genç Türk Devrimi, yani II. Meşrutiyet Hareketi’yle başlayan yeni kültür atılımı, Türkçe’ye derin bir nefes aldırdı. Aydınlar, kendi ulusal kimliklerini merak edip araştırmalara yöneldikçe, Türkçe’nin köklerini, anlam ve sözcük zenginliğini anlamaya çalışıyorlar; örneğin Şemsettin Sami gibi ünlü entelektüeller, bu dilin bir sözlüğünü yazma denemesinde bile bulunuyorlardı. Atatürk, daha öğrencilik yıllarında, bu canlanan, dirilen, boy atan kültür ortamının da etkisiyle, ana kucağında masallarla, ninnilerle tanık olduğu güzel Türkçe’nin gıdasını, artık gittikçe artan bir pınarın suyundan doya doya alıyordu. O’nun dünyasında artık Türkçe, ulusal bir dava haline gelmiş; Türkler’in var olabilmek ve varlıklarını sürdürebilmek için O, Türkçe’ye sahip çıkmalarını, onu geliştirmelerini görmüştü. Askerî lise öğrencisiyken, Selanik’te yayımlanmakta olan “Çocuklara Rehber” adlı derginin, son derece sade bir dille yayımladığı Türkçe metinlerin ve şiirlerin etkisinde kalmıştı. O, bu derginin sürekli okuyucuları arasındaydı. Atatürk’ün dile, güzel konuşmaya ve edebiyata yönelik ilgisi, bu yıllarda oluşmaya başlamıştı. Bir askerî öğrenci olan Ömer Naci’nin edebiyata olan düşkünlüğünden etkilenmiş; o da, Ömer Naci’nin etkisinde güzel konuşma ve yazma hevesine kapılmıştı. Bu ilgi, II. Meşrutiyet döneminde daha da arttı. Birinci Dünya Savaşı yıllarında, ünlü Türk yazarlarının edebî yapıtlarını okuyor; bunların arasında öz Türkçe’ye özen gösterilerek yazılanlara ayrı bir ilgi duyuyordu. 10 Aralık 1916’da, anı defterine şunları yazmıştı: “Yemekten önce, Mehmet Emin Bey’in (Yurdakul) şiirleriyle, Tevfik Fikret’in Rübab-ı Şikeste’sinden aynı tür parçalar okuyarak, karşılaştırma yapmak istedim. İkisi de başka başka güzel. Ancak, Türkçe olanda da diğerinde de aynı ölçüde Arapça, Farsça sözcükler var. Fark, biri parmak hesabında, diğeri değil...”

Atatürk bu satırları karalarken, Osmanlı ülkesinde okullarda öğrencilere pozitif bilimler, bir üçgenin iç açıları demek olan “Müselles-i Mütesaviyul Adla” gibi deyimlerle öğretiliyor; Türkçe ile dünyaya gözlerini açtıktan bu yana hep iç içe oldukları Türkçe yerine, Arapça ve Farsça dillerinin etkisinde, körpecik beyinlerini köreltip duruyorlardı. Osmanlı ülkesinde geri kalmanın en önemli nedenlerinden biri, bu olumsuz durumdu.

Atatürk, Ulusal Bağımsızlık Savaşı’nın başlamasıyla, Türkçeleşme hareketinin de başladığını düşünüyordu. Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Celal Nuri, Tunalı Hilmi ve Besim Atalay Bey gibi Türkçe’ye önem veren kişilerle, ulusal kültürün bu en önemli boyutu üzerine kafa yoruyordu. 1923 yılında Türkçe Kanunu çıkarılarak, önemli bir adım atılmıştı. .

7 Şubat 1923‘de, Balıkesir Paşa Camii’nde minbere çıkıp, Türkçe hutbe okumuştu. Arkasından sorulan bir soruyu da şöyle yanıtlamıştı:

“Hutbeden amaç, halkın aydınlatılması ve doğru yolun gösterilmesidir, başka bir şey değildir. Yüz, iki yüz, dahası bin yıl önceki hutbeleri okumak, insanları bilgisizlik ve aymazlık içinde bırakmak demektir. Hutbeyi okuyanın, ne olursa olsun, halkın kullandığı dili kullanması gerekir... Minberlerde yankılanacak sözlerin, bilinmesi ve anlaşılması ve teknik ve bilimsel gerçeklere uygun olması gerekir. Hatiplerin, siyasal, toplumsal ve uygarlığa ilişkin durumları, her gün izlemeleri zorunludur. Bunlar bilinmezse, halka yanlış düşünceler aşılanması yoluna gidilir. Bundan ötürü hutbeler, tümüyle, Türkçe ve çağın gereklerine uygun olmalıdır ve olacaktır”.

Atatürk, bu düşüncelerini eyleme dönüştürmek için de yoğun bir çaba içine girmişti. Hutbelerin Türkçeleştirilmesinden sonra Atatürk, Kur’an’ın Türkçeye çevrilmesi sorunu üzerine eğilmişti. 1925 Kasımında, Ankara Anafartalar’daki Gazi Kız Numune Mektebi’ne (Atatürk Ortaokulu’na) dikkatle okunması dileğiyle Türkçe bir Kur’an armağan etmişti. Bu konuda kimi duraksamaların olduğunu görünce de kutsal kitabın yeni bir çevirisinin yapılmasını emretti. İbadet dilinin Türkçeleştirilmesi yolundaki bu girişimleri, 1930’lu yıllarda, camilerde Türkçe Kur’an ve Türkçe Ezan okunmasıyla amacına ulaştı.

Bu arada Türkiye, büyük bir değişim yaşıyor; siyasal, kültürel, toplumsal ve ekonomik içerikli devrimler ardı ardına gerçekleştiriliyordu. Atatürk, 1930 yılında Ortaokul öğrencilerine okutulması için Medenî Bilgiler adlı kitabını yazdı. Afet İnan tarafından yayımlanan bu kitapta, Atatürk, dilin önemini şöyle açıklamıştı: “Türk ulusunun dili Türkçedir. Türk dili dünyada en güzel, en zengin ve en kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk dilini çok sever ve onu yükseltmek için çalışır. Bir de Türk dili, Türk ulusu için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk ulusunun geçirdiği bunca tehlikeli durumlarda, ahlâkının, geleneklerinin, anılarının, çıkarlarının, özetle, bugün kendi ulusallığını yapan her şeyin dili aracılığıyla korunduğunu görüyor. Türk dili Türk ulusunun kalbidir, belleğidir”.

Ancak Atatürk, bununla da yetinmiyordu. Kendi ülkesini sömürgecilerin elinden kurtarmasını bilen Türk Ulusu’nun, dilini de emperyalist etkilerden kurtarmayı başaracağını dile getiriyordu.

Bu nedenle O, dil çalışmalarını yürütecek bir dernek kurulması gerektiği düşüncesine ulaşmıştı. Türkler’in çok eski ve köklü kültürlerinin, dil çalışmalarıyla daha da yükseleceğine; Türkçe’nin güzel anlatımıyla, Türk edebiyatçılarının yapacakları şiir, roman ve öykü gibi çalışmalarla Türkçe’nin daha da gelişeceğine ve besleneceğine inanıyordu. Bu nedenle 15 Nisan 1931’de Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti adıyla bir dernek kuruldu. Bu dernek, düzenlediği kurultaylarla, dil çalışmalarıyla ve halkı bilgilendirme etkinlikleriyle, hızla gelişti. Türk dilinin bir sözlüğü bile yoktu. Zaman zaman Türkçe sözlük yazma denemelerinde bulunulmuştu. Ancak bu denemeler, büyük ölçüde başarılı olamamış ya da istenilen düzeye getirilebilmiş değildi. Bireysel çabalarla ancak bir yere kadar gidilebiliyordu. Atatürk, Türk Dili’nin doğru kaynaklarından araştırılmasına büyük önem veriyordu. En büyük özlemlerinden biri, Türkçe’nin bir bilim dili haline gelmesiydi. Türk Dili, dünyanın en zengin, en köklü dillerinden birisiydi. Ancak işlenmemiş, kuralları ortaya konulmamış, başka diller üzerindeki etkisi, sorunları incelenmemişti. Türkçe, Türk Ulusu’nun benliği demekti. Binlerce yıllık geçmişin izlerini, zenginliklerini üzerinde taşıyordu. Doğru dürüst bir gramer kitabının, bir sözlüğünün olmayışı bile büyük bir üzüntüydü. Bir kültür devriminin derinden, Anadolu’nun dört yanına yayılarak gerçekleştirilmesi için uğraşılıyordu. Halkevleri bunun en önemli aracı olarak görülüyordu. Ankara’da, Türk Tarih Kurumu’nun kardeşi olarak, özerk bir yapıda kurulan Türk Dil Kurumu’nun önündeki en büyük iş, Türkçe bir sözlüğün oluşturulmasıydı.

Özverili ve cumhuriyet değerleriyle özgüveni yüksek, halka kaynaşmayı ilke edinmiş Türk öğretmenleri, bu yeni sözlük yazma çabasında, Cumhuriyet Aydınlanması’nın en görkemli işlerinden birini yaptılar. Halka koştular, bu yüce varlığın ortak belleğine ve kültür dağarcığına başvurdular. Tek tek, Anadolu’nun her bir yanına, yaşlı tarihin elleriyle serpiştirdiği sözcükleri, onun ortak belleğinden derleyip, Halkevleri aracılığıyla Türk Dil Kurumu’na ulaştırdılar. Öğretmenler, Anadolu yaylalarına, köylerine, kasabalarına ve en ıssız köşelerine dağılan ve balını arayan arılar gibiydiler. Tek tek yöneldikleri çiçeklerden, Türkçe’nin tarihin bağrından süzülüp gelen ya da halkın ortak dağarcığının en özgün örneklerini yarattığı sözcüklerini, topladılar. Topladıkları her sözcük, onlar için, o çiçeklerden ayrı ayrı tat aktaran usareler gibiydi. Ankara’da, Kurum’da oluşturulan bir kurul, gelen sözcükleri tek tek gözden geçirdi. Ciltler halinde Derleme Sözlükleri oluşturuldu. Değişik ağızlardan, lehçelerden oluşan, kimi zaman tekrarlanan, kimi zaman yeniden gözden geçirmeyi ve doğrulamayı gerektiren sözcükler, bu sözlüklerde yer alıyordu. Ancak, aralarında çok sayıda tekrarlanan sözcükler de vardı; bunların kimileri, lehçe farklılıklarıyla, Derleme Sözlüklerinde yer almıştı. Bu kez Derleme Sözlükleri, sözcük sözcük gözden geçirildi; tekrarlanan sözcükler ayıklandı; bir sistemli akışa oturtuldu. Böylelikle altı ciltlik Tarama Sözlükleri oluşturuldu. Bu kez, bu sözlük de yeniden güncellendi ve kapsamlı bir Türkçe Sözlük oluşturuldu. Burada durulmadı; kitap yayınları ve okuma yazma oranları hızla arttı. Kısa sürede, Osmanlı Devleti’nin onca zamandır yaptıklarının düzeyi aşıldı. Türkler, Türkçe’nin aydınlatıcı gücünün etkisiyle, kendi aydınlanma hareketlerinin birer parçası haline gelmişlerdi.

Arılar, kovanlarından boşalmış, coşkuyla Anadolu yüzeyine dağılmış, sabırla sözcükleri birer usare gibi getirip, ondan büyük bir lezzet ve tat yaratmıştı. Cumhuriyetin her bir aydını ve öğretmeni, karanlıkları aydınlatan birer Promethe’ydi…

Aydınlık bir kaynaktan alınıyor, onların ellerinden Anadolu yüzeyine serpiliyordu.

Bu aydınlığın kaynağı Atatürk’tü...


------

KAYNAK: Doç.Dr. Kemal ARI tarafından hazırlanmıştır.

7 Temmuz 2010 Çarşamba

Charter Chevron Ödülleri verildi.


Fethiye Lions Kulübümüzün 1994 yılında kuruluşunda kurucu üye olarak bulunan ve Lions'da 15. yıllarını dolduran üyelerimize 15 Yıl Charter Chevron Ödülleri, 07.07.2010 tarihinde 2010-2011 Dönemi 1. Aylık Genel Toplantımızda, Geçmiş Dönem Başkanımız Sn. Ln. Nurcan İnce tarafından verildi.


Bu toplantımızda Charter Chevron Ödülü alan üyelerimiz:
Kurucu Başkanımız Ln. Burcu Gül
Ln. Dr. Türkan Külen
Ln. Sezer Arı
Ln. Yonca Döğerli
Ln. Seniha Öztürk
Ln. Nazife Babür
Ln. Aysel Berk
Ln. Tuna Bilginer
Ln. Aysun Alp
Ln. Filiz Gürkan (Transfer Charter Üyemiz)


Tümüne kulübümüze kurulduğunu günden bugüne katkıları için yürekten şükran ve teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Nice yıllara.



1 Temmuz 2010 Perşembe

Bölge Başkanımız Kulübümüzden...

Kulübümüzün Kurucu Üyelerinden Sn. Ln. Saadet Yeni Lions MD 118-R Yönetim Çevresi 2o1o-2011 Hizmet Döneminde 12. Bölge Yönetmeni olarak göreve seçilmişlerdir.

Kendilerini yürekten kutluyor ve başarılar diliyoruz.

2010-2011 Dönemi Yönetim Kurulu

Fethiye Lions Kulübü
2010-2011 Dönemi Yönetim Kurulu

Başkan: Ln. Zeynep Kocasinan
Geçmiş Dönem Başkanı: Ln. Nurcan İnce
1. Başkan Yardımcısı: Ln. Ayşegül Özen
2. Başkan Yardımcısı: Ln. Semra Talaş
3. Başkan Yardımcısı: Ln. Neriman Seke
Sekreter: Ln. Ayşegün Özen
Sayman: Ln. Gül Çabuk
Üyelik Direktörü: Ln. Vasfiye Doğan
Toplantı Yönetmeni: Ln. Fügen Köksal
Kulüp Amiri: Ln. Özlem Berk

20 Haziran 2010 Pazar

Üye Alım ve Devir Teslim Töreni Yapıldı.

Fethiye Lions Kulübü'nün Üye Alım ve Devir Teslim Töreni 20 Haziran 2010 Pazar akşamı Fethiye Ece Saray Otel'inde yapıldı.

Tören yönetmenliğini Lions 118-R Yönetim Çevresi Seçilmiş Genel Yönetmen 2. Yardımcısı ve 3. Kesim Yönetmeni Sn. Ln. Canan Banu Dündar'ın yaptığı gecede, 2009-2010 Dönemi başkanı Sn. Ln. Nurcan İnce görevi, 2010-2011 dönemi başkanı Sn. Ln. Zeynep Kocasinan'a devretti.

Kulübün yeni üyesi Sn. Ln. Funda Çavdar'ın da kulübü giriş töreni aynı akşam gerçekleştirildi. Yeni üyemize ülkemize ve Fethiye İlçemize hizmet adına çalışan derneğimize tekrar hoş geldiniz diyoruz.

2009-2010 döneminde görev alan tüm üyelerimize teşekkür ediyor ve yeni dönemde görev alan arkadaşlarımıza başarılar diliyoruz.

19 Mayıs 2010 Çarşamba

19 Mayıs

19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun.

9 Mayıs 2010 Pazar

Engelliler Şenliği'ne Katıldık...





Marmaris Yalı Lions Kulübünün düzenlediği Engelliler Haftası Şenliğine Fethiye Lions Kulübü olarak Fethiye'de bulunan 65 engelli öğrencimiz, öğretmenleri ve biz kulüp üyeleri olarak toplam 90 kişi 3 otobüs olarak katıldık. Şenliğe katılan engelli öğrencilerin göstermiş olduğu başarılı etkinliklerlerle bir daha''ENGELLER BAŞARIYA ENGEL DEĞİLDİR''sloganının ispatı gerçekleştirilmiştir...